
İstanbul’un kalabalığı arasında, Topkapı Surları’nın dışında, Zeytinburnu’nda yer alan Takkeci İbrahim Ağa Camii, halk arasında bilinen adıyla “Rüyaların Camisi”, sessiz ama derin bir hikâyeye sahiptir.
1591–1592 yıllarında inşa edilen bu mütevazı yapı, 16. yüzyıl Osmanlı mimarisinin zarif ve ölçülü bir örneği olarak günümüze ulaşmıştır. Onu özel kılan ise yalnızca mimarisi değil, bir rüya ile başlayan kuruluş hikâyesidir.
Caminin iç mekânı, 16. yüzyıl İznik çinileriyle süslenmiştir. Bu çiniler, renkleri ve desenleriyle olduğu kadar taşıdıkları sembollerle de dikkat çeker. Bazı pano ve süslemelerde yer alan üzüm tasvirleri, caminin yapımına vesile olan rüyaya ince bir gönderme niteliğindedir.
İç mekânda ayrıca Osmanlı mimari süsleme anlayışının önemli bir örneği olan Çini ve Kalem İşi’nin birlikte kullanıldığı tezyinat yaklaşımı görülür. Bu iki sanat dalı, yapıda estetik bir denge oluşturur:
Bu birliktelik, Osmanlı sanatında görsel zenginlik ve uyum yaratma amacının güçlü bir yansımasıdır.
Rivayete göre, mütevazı bir hayat süren Takkeci (Arakiyeci) İbrahim Ağa, mahallesine bir cami yaptırmak ister. Gördüğü bir rüyada kendisine, bu camiyi yapacak paranın Bağdat’ta bir köprünün karşısındaki hurma ağacına sarılı asmadan yiyeceği üç üzüm tanesinde gizli olduğu söylenir.
İbrahim Ağa uzun ve meşakkatli bir yolculuğun ardından Bağdat’a ulaşır, rüyada anlatılanı yapar. Orada karşılaştığı bir kişi ise ona asıl hazinesinin İstanbul’daki evinin altında olduğunu söyler. İstanbul’a döndüğünde evinin altındaki hazineyi bulur ve bu servetle camiyi inşa ettirir.
İşte bu nedenle cami, yüzyıllardır
“Bir rüyanın eseri”
ve
“Rüyaların Camisi”
olarak anılmaktadır.
Takkeci İbrahim Ağa Camii; büyük külliyeler gibi görkemli değildir. Gösterişli kapıları, geniş avluları yoktur. Sıradan bir yolun kenarında, sessizce durur.
Ama yüzyıllardır:
sessizce taşımış bir mekândır.
Küçük, sade ve mütevazı…
Ama bir o kadar derin ve anlamlı.
Zeytinburnu / İstanbul
Topkapı Surları dışında, şehir tarihinin eşik noktalarından birinde yer alır.
Eğer İstanbul’da az bilinen ama çok şey anlatan yapıları seviyorsanız, Takkeci İbrahim Ağa Camii mutlaka yolunuza düşmeli.
Bazen bir şehrin ruhu, en sessiz köşelerde saklıdır.